Körfez kokan aşklar…

Sevişmeyeceksem neden bir kadınla arkadaşlık kurup, onun olur olmadık aşk mevzularını dinleyerek saçma sapan muhabbetlerine maruz kalayım ki?

Bir erkekle bir kadın arkadaşlık kuracaksa bunun içine sevişme de dahil olmalı, ne yani arkadaşız diye birbirimize dokunamayacaksak ne anlamı var onca arkadaşlığın, hem karşı cinslerin birbirlerine karşı beslediği hormonları bastırarak ne kadar arkadaşlık kurulabilir ki? O kadar gezip tozacağız ama memelere dokunma arzusu oluşunca, hayır biz arkadaşız mı diyeceksiniz?Lütfunuza ermek için illa perişan mı olmalıyız?

Bizim bölümde çalışan bir kadın var sürekli mesaj atıyor, sürekli benimle bulaşmak, gezmek tozmak istiyor, nezaketimi bozmadan mesajlarına dönüyorum, çoğu zaman da onunla dışarıda görüşüyorum fakat mevzular ruhumu öylesine daraltıyor ki onunla neden arkadaşlık yaptığımı her defasında sorgulama ihtiyacı duyuyorum, bir ilişkim olduğunu da bilmesine rağmen benimle bu kadar fazla görüşme istediğine anlam veremiyorum. Öyle yakın temaslar da kuramıyorum, elimi omzuna atsam kıyameti koparıyor, hani biz arkadaştık? Daha elimi eline değdiremiyorum bu anlamasız tavırların manası nedir? Aynı darboğaz sohbetler için kimseyle arkadaşlık kuramam, mahalleden elemanlarla maç izlerim, sağa sola sataşırım, kahvede bol küfürlü okey oynanırım daha iyi. Kimsenin avutucusu olmak istemiyorum, ona vakit ayırana kadar gider sevgilime vakit ayırırım, kaldı ki sevgilimin  bu durumlardan haberi dahi yok.

Şimdi duysa bununla olan arkadaşlığımı hayatta bana nefes aldırmaz. Gerçi onunla da kaç gündür konuşmuyoruz, kendi çapında bir takım triplere girmiş, ne telefonlarıma bakıyor ne de mesajlarıma dönüyor, kaç yıldır ilişkimiz var, aileleri bile tanıştırdık ama bu son küsmesi hiç hayra alamet gibi durmuyor, akşam olunca evlerine gitmeyi planlıyorum, derdi neymiş bir öğreneyim, iki gündür hastanedeki işlerin yoğunluğundan bir türlü ilgilenemedim onunla, baş hekimin yeni icatlarıyla uğraşmaktan nefes dahi alamıyoruz, illallah ettik, anamızın babamızın dahi yüzünü göremez olduk.

Bir fırsat bulup evlerine geldim, kız kardeşi camdan çıkmış bizimki seninle görüşmek istemiyor diyerek fütursuzca konuşuyor. Nereden çıktı bu görüşmeme aşkı anlamadım gitti, illa yukarı çıkartacak beni, yakında nişanımız olacak, konu komşuya da rezil olmak istemiyorum. Şimdi birileri görecek dedikodu çıkaracaklar hiç gerek yok, en iyisi kardeşini arayıp derdi neymiş öğrenmek, kaç senedir aşk yaşadığım kadının bu halleri anlaşılır gibi değil. Apartmanlarının kapısında bekleyip bir sigara yaktım, kardeşini arayıp neymiş dertleri öğrenmeden bir yere gitmeyeyim diye kendi kendime düşünürken telefonuma gelen mesajla irkildim, yıllarımı verdiğim kadın benimle artık görüşmek istemiyormuş, her şeyi bitirmiş, hiçbir sebebi de yokmuş, benimle ilişki yürütmenin bir anlamı kalmamışmış, sebep sormazsam iyi edermişim, duyguları tükenmiş, yaptığım hiçbir hata falan da yokmuş ama görüşmek de istemiyormuş, hanımefendi bir de rica ederek bitirmiş mesajını, ‘lütfen rahatsız etme’ diyerek, öyle olsun bakalım rahatsız etmeyelim…

Öyle bir canım sıkılıyor ki iş yerindeki masamda klavyeyi yumruklayacağım neredeyse, kaç gecedir içmekten bitap düştüm, yeme yok içme yok, vücudum nasıl dayanacak bunca ağırlığa bilemiyorum, en iyisi yıllık izine ayrılıp, bir müddet buralardan uzaklaşmak, yoksa içip sıçıp bir yerleri dağıtma kıvamına geldim, kaç gün oldu sevdiğim kadından bir mesaj dahi almadım, ciddi ciddi silmiş beni hayatından, sebep de yok, dedemlerin dağ evine gidip birkaç hafta tek başıma biraz kafamı dinlesem iyi ederim, annem de durup durup unut o kızı artık diye başımın etini yemeye başladı, oysa ne kadar da uyum sağlamıştı ailelerimiz, ne de güzel anlaşmışlardı, alışverişe bile başlamıştık; nişan, çeyiz, kılıf kıyafet, onlarca şey! Şimdi ben bu kızı öldürsem kimse de demez ki Adem sen bu kızı neden öldürdüm oğlum, o kadar haklıyım ki! Ne bir yamuğum var ne de bir yanlışım, ne etliyle işim olur ne de sütlüyle, hem onu başka birileri ile de aldatmadım..

Bu dağ evini çok sevdim, kimseler  yok, yanıma yeterince yiyecek içecek de aldım, hiç insan görmeden burada epeyce takılabilirim, telefonumu da kapattım, kimse bana ulaşsın istemiyorum. Canım sıkılınca biraz dışarı çıkıp hava alıyorum, kapının önünde baltayla odun doğruyorum, ağaçların  diplerini kürekle temizliyorum, vakit çok güzel geçiyor ama hep aklımın bir kenarında sevdiğim kadın var, buraya onu unutmak için geldim fakat çok da başarılı olduğumu söyleyemem, hele bir balta kullanışım var, tek vuruşta budaklı odunu tak diye ikiye ayırıyorum, küreği toprağa sallayışım dillere destan ama gel görelim ki kimseler görmüyor bu becerilerimi! Kaç gündür buradayım, dedemin silahında mermi bırakmadım, ne zaman aklıma o gelse, içimdeki umarsız çığlıkları haykırmaya çalışsam, takıyorum mermileri şarjöre; tak tak tak…

O değil de ailemin ne günahı var da onları aramıyorum, bir evin tek oğluyum, onların varı yoğu bir benim, el bebek gül bebek büyüttüler beni, annem şimdi meraklanıyordur, kadına böyle bir zulüm yapmaya hakkım yok, dağ evinde olduğumu söyledim ama akıllarına bin bir türlü felaket senaryosunun gelmesi hoş olmaz, en iyisi telefonu açıp annemi arasam iyi olur, elim de varmıyor şu mereti açmaya ama kadını da üzmeyelim şimdi, varı yoğu bir ben varım, bir kadın için başka bir kadını harap etmek gibi erkekliğin en aşağılık işini yapmak bana yakışmaz. Daha telefonu açar açmaz onlarca onlarca mesaj takır takır düştü önüme, bölümdeki vatoz gibi yapışan kadın arkadaş maşallah benim ne halde olduğumu düşünmeden kendi sıkıntılarını bir bir döşemiş mesajlarında, insan bir hal hatır sorar, varsa yoksa kendi! Ben onun yedeği, yancısıyım galiba! Hele başhekimin izin arası dosya sorma halleri de bir acayip.. Bir de bizim Salih Abi’nin ‘çok acil önce yanıma gelmen gerek’ mesajını da unutmamalıyım, bu adamı çok seviyorum, ne zaman dara düşsem dibimde biter, buraya geldiğimi ona söylemiştim, hatta dağ evinde kafa dinleme fikrini aklıma sokan da oydu, acaba bir şey mi oldu? Adamın mesajına dönmezsem de ayıp olur, benden yaşça da büyük üzerimde çok emeği var, çok kahrımı çekti.

O böylesine bir mesaj attıysa vardır bir bildiği deyip ilk iş onu aradım, aramaz olaydım, sevdiğim kadını çarşıda biriyle el ele görmüş, nasıl bir hışımla üstümü başımı giyinip yanına geldiğimi anlatamam, yol boyunca büyük bir şakanın kurbanı da olacağımı düşünerek gittiysem bunun gerçek olma ihtimali de vardı, yıllardır emek verdiğim kadının sebepsiz ayrılışının yükünü üstümden atamamışken daha aradan bir hafta dahi geçmeden başka biriyle ilişki yaşamasını kaldıramazdım, hem böyle bir kötülüğü kim kime yapardı ki? Kesin Salih Abi bizimkiyle konuşup aramızı buldu, barıştırmak maksatlı da böyle yalan dolan işlere  girişti, aksini düşünemiyor genç yaşta katil olmak istemiyordum…

Salih abinin yanına geldiğimde beni büyük bir sükunetle karşıladı, sadece onu bir erkekle el ele gördüğünü söyleyip başka da bir şey anlatmadı, tek yaptığı beni sakinleştirmeye çalışmaktı, dükkanından çıkıp körfez sahilinde bir yere içmeye gittik fakat içim içime sığmıyordu, bir an önce böyle bir şey olup olmadığını öğrenmeliydim, ne oluyorsa gözlerimle görmeliydim, Salih Abi de durmadan nasihat verip kafamın etini yiyordu, kendisi 42 yaşında bekar biriydi, hiç evlenmemişti, sürekli kadınlara olan güvensizliği yüzünden evlenmediğini, kısa süreli ilişkilerde daha mutlu olduğunu anlatıp duruyordu, onun için kadın denilen canlıya değer verip de yuva kurmamalıydım, onlara bel bağlayıp hayatımı harap etmemeliydim, dünyada yaşanılacak onca güzellik varken bir kadının peşinden koşup saçma sapan duygularla kimsenin kölesi olmamalıydım, daha yaşım gençti, Ukraynalara, Riolara gidip hunharca sevişebilirdim…

“Bir aile kurmanın hayali ile yaşamıştım şimdiye kadar, büyüyüp bir aile olmak, bir çocuğa babalık etmenin huzurunu yaşamak istiyordum oysa”

Çok geçmeden Salih Abi’nin söylediklerinin doğruluğuna gözlerimle şahit oldum, yıllarımı verdiğim kadını başka bir erkekle sarmaş dolaş görmüştüm çarşının orta yerinde, herkesin yıllardır ilişkimiz olduğunu bildiği bu küçük şehirde hiç utanmadan, daha benden ayrılışının üzerinden hafta dahi geçmeden başka bir erkekle gezinirlerken gördüm onu, kanım çekildi, beton kadar sertleşmiş beynime sanki birileri balta indiriyordu, dişlerimi sıkmaktan çenem uyuşmuş, nefes dahi alamıyordum, bir an önce koşup onun önüne dikilmeliydim, ona bu hırslı ve intikam almak isteyen gözlerimin hışmını göstermeliydim, yaptım da, dikildim karşısına fakat o yanındaki erkeğin kolunun altına sokulup daha da sokulup yere bakarak umarsızca yanımdan çekip gitti. Artık bu şehirde duramayacağımı anlamıştım, buralardan kaçıp gitmeliydim, onunla gezdiğim tozduğum yerleri hayatım boyunca bir daha görmek bile istemiyordum, büyüdüğüm bu şehri artık terk etmenin zamanı gelmişti, gerekirse annemden babamdan da ayrılıp kendime başka bir şehirde yeni bir hayat kurmalıydım, burada durdukça katil olmamak elde değildi, sağ olsun Salih Abi sürekli yanımda oldu bu kötü günlerimde, ona göre burada kalmalıydım, saçma sapan memleketi terk etme fikrinden uzaklaşıp, işimle gücümle ilgilenmeliydim, bir kadın için kendimi ve ailemi yıprattığıma değmezdi…  

Beş yıl boyunca o lanet şehre hiç gitmeden huzur içinde yaşadım burada, annemler de ara sıra yanıma uğruyorlardı, güzel de bir iş bulmuştum, o kötü günlere dair kafamda hiçbir şey kalmamıştı, hatta çoğu zaman anlatıp gülüyordum da, başka kadınlarla ilişkilerim de olunca eskiye dair ne varsa unutmuştum, babamın tekrardan körfeze gel isteklerine boyun eğmek üzereydim, bir kadın için terk ettiğim şehre tekrar geri dönebilirdim, gerçekten kafamı boşaltmıştım, uzun zamandır beni göremeyen dedemi de görecektim hem, çok yaşlanmıştı o ölmeden biraz vakit geçirmek hem bana ona iyi gelecekti, o lanet şehre yeniden geldim, aşk meşk sevdasına kendimi hırpaladığım günleri hatırlayıp gülüyordum, ne kadar da salakmışım! Bari eski dostlardan uzaklaşmasaymışım diyordum kendi kendime, hele Salih Abi’yi kaç sene arayıp sormadım, onun tesellileri de olmasa belki şimdi berbat bir hayat yaşıyordum, ilk iş onun dükkanına uğrayıp gönül almak boynumun borcuydu ve bu borcumu onun dükkanına geldiğimde bir zamanlar sevdiğim kadınla beraber kucaklarında hoplatıp zıplattıkları bebeklerini severken gördüğümdeki bakışlarımla ödedim…

27 thoughts on “Körfez kokan aşklar…

Add yours

  1. Sen yazmaya devam et blog işi harika oldu, kutsal perşembeleri beklemek çok yorucuydu yüreğine

  2. Bitiş çok ani olmuş. Bir de girişteki başka kadınla elleşme sevişme isteği karaktere uymamış gibi. Naçizane… Öykülerinizi severek okuyorum.

  3. Ben salihten şüphelenmiştim ama bu türlü değil .Sonu şaşırttı.Hikayenin bütününe baktığımda ,zaman zaman dağilmalar fark ettim çok rahatsız etmeyen.Güzel yazmışsınız yenilerinde buluşmak ümidiyle.

    1. Bu aralar daha uzun metraj yazılarla uğraştığımdan pek üzerine yoğunlaşamadım, haklısınız, ben de fark ettim. Birinin yaşanmış bir anısını kurguladım, havada kalmasın dedim, teşekkür ederim.

  4. “Bizim bölümde çalışan bir kadın” silik bir karakter olarak kalmış. Oysa o kadından çok güzel bir hikaye yazabilirdi hünerli kalemin. Kalemine sağlık.

    1. Yaşanmış bir olay yazdığım zaman olayların asıl vurguyu bozmasını önlemek adına bu yöntemi tercih ediyorum. Bana has olan kurgularda hakkını veriyorum, teşekkür ederim.

  5. Adem’le empati kurabileceğimiz gerçekten güçlü bir anlatım, içli bir öykü ve ayrıca girişteki savınız da bir o kadar düşündürücü…

  6. gelişme ve sonuç kısmı güzel ama giriş kısmı başka hikayeye aitmiş gibi olmuş.ama güzel.tebrik ederim

  7. hikayeleriniz çok hoş, fakat bir türlü herhangi bir alt metine bağlayamıyorum. açıklayamıyorum. sizin metinleriniz, bir sanat eserindeki sık görülen alt metinlerden daha farklı. anlatış biçiminiz de farklı, anlattığınız konular da.

    kısaca sığırlığım tutuyor, anlayamıyorum. sizin alenen yazmanız da sanki abes kaçar gibi geliyor. bu yüzden anlayan insanlardan ricam biri yorumlarda yazıları açıklayabilir mi? yazıların bir kısmı bir şeyler anlatıyor, bir kısmı ise sanki hikaye olsun diye sadece yaşamdaki tecrübeleri dümdüz aktarıyormuş gibi. o zaman da “ben niye anlamadım?” diye kompleks yapıyorum. açıklayın yahu, ip var da ben mi görmüyorum?

    1. Merhaba

      Aslında hangi konuyu ne şekilde anlatırsam anlatayım, bir amacım var ve o amacımın temelinde ‘Toplumsal Ahlakın Çöküşünü’ irdelemek var. Bazı cümleler olay örgüsünden kopuk gibi dursa da aynı karakterşn başka bir olayda verebileceği tepkiyi de yazarak okuyanda kendinden de bir şeyler bulmasını sağlamaya çalışıyorum. Ne kadar başarılı oluyorum bilmiyorum fakat daha derinleştirerek devam etmeye çalışmak birincil hedefim. Yorumunuz için çok teşekkür ederim.

  8. Hikayelerinizin hiç bir zaman sıradan bir son ile bitmeyeceğini artık o kadar iyi biliyorum ki.. Ellerinize sağlık..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑