Yansıma

Buraya gelince bu kadar sıkılacağımı asla tahmin etmemiştim.

Yalnız kalmak iyi gelecektir diye düşünüyordum fakat düşündüğüm gibi olmadı. Altı ay karlar altında kalan bu yerde bir müddet iç huzuru bulup hayatımın diğer dönemlerinde anlatacak anılar yaşayacağımı düşünüyordum, hiçbiri olmadı, şark görevi denilen insanı yalnızlığın derin kuyularında bir kaşık suda boğma merasiminin üzerimdeki etkisinden kurtulmuş değilim, Karlıova Devlet Hastanesinde görevimi yerine getirirken elbette insani olarak rahatlıyorum, mesleğimin incelikli deneyimlerini karların ardındaki köylerde yaşayan kadınlara, çocuklara, yaşlılara ulaştırmak ruhumu insan olabilmenin o zordu sınırına daha yakınlaştırıyordu çünkü. Yıllarca büyük metropollerde yaşayışımın bende yarattığı hezimeti, buradaki sessizliğin benliğimi hafifletmesinden dolayı anladığımı inkar etmemeliyim, ben yine buraların çocuğuydum, bu toprakların ekmeğiyle suyuyla büyümüştüm fakat lise dönemlerimdeki yüksek başarılarımdan dolayı hep büyük şehirlere eğitim almaya gitmiş oralarda yaşamaya mecbur kalmıştım, Avrupa’nın büyük şehirlerinde yaptığım çalışmalarımın şu an hiçbir anlam ifade etmediği dönemler yaşıyorum, biraz da karmaşık bir okul hayatım olduğundan dolayı olabilir, bilemiyorum. Elektronöromiyografi ve elektroensefalografi deneylerimi Karlıova’daki köy evimde devam ettirmeye çalışmalarımın bir sonuca ulaşıp ulaşmayacağı konusunda kafamda onlarca soru var.

Geçtiğimiz hafta Diyarbakır’a gezmeye gittim, liseden arkadaşlarla görüştüm, Ofiste oturup bir iki kadeh bir şeyler içtik, onları, hayatlarını mutlu yaşadıklarını görünce epeyce kıskanmıştım da, ben kerpiç evde yalnız başıma duvarları seyrederken onlar, akşamları buluşup birlikte çok güzel zamanlar geçiriyordu, ailem de çok hoşnut değildi buradaki görevimden dolayı fakat yapacak bir şey yoktu, ben onca kariyeri elimin tersi ile itip Tıp okuyarak buralara kadar gelmiştim, Nöromiyografi çalışmalarım sayesinde İsveç’te yaşamaya devam da edebilirdim, bir yerde pişmanlık yaşıyor gibi olsam da şu çalışmayı evde tamamlamaya çalıştığım zamanların hazzı çoğu zaman bana huzur vermeye yetiyor. Hastanedeki görevimin zorluklarına rağmen burayı da terk etmek istemiyorum belki çalışmamı tamamladığımda elde ettiğim cihaz sayesinde uzaktaki arkadaşlarımın duygu düşüncelerine de köy evimden ortak olabileceğim. Akşamları boş boş duvarlara bakmak yerine İstanbul’da beraber üniversite okuduğum arkadaşları yanımda hissedebileceğim.

Biraz kendimden bahsetsem iyi olacak gibi; Karlıova Devlet Hastanesinde çalışan basit bir doktorum, İsveç’te uzunca yıllar tıbbi elektromanyetik transfer sistemleri üzerine çalışmalarda bulundum fakat yaptığım işten sıkılınca tıp okumaya karar verip tası tarağı toplayıp Dicle Üniversitesine okumaya geldim, Tıp fakültesindeki öğrencilik dönemimde Diyarbakır’lı olmamın da verdiği avantajla güzel günler yaşadım, son bir yıldır da Karlıova’dayım, yanımda kimseler yok, bir idealizm uğruna geldiğim bu ilçede bu kadar sıkılacağımı düşünememiştim, sabahtan akşama kadar acilde çalışıp akşam da köy evimde duvarlara bakmak zorunda kalınca sıkıntıdan yarım bıraktığım çalışmalara yeniden el atmak istedim. İlk başlarda can sıkıntısını giderebilecek hobi olarak düşünsem de geldiğim noktada bunun bir ihtiyaç olduğunu artık daha da iyi kavramış oldum.

Son yaptığım denemede veri transferinde bir takım sorunlar yaşadım, elektrotların iletimlerini hızlandırıcı olarak taktığım işlemciyi yeniden yapmam gerekecek ama hastanedeki yoğunluğun de bitmesini beklemem gerekecek. Geçen gün elektrot kodlarından birinde bir takım sıkıntılar yaşadım ama cihazımı da tamamlamak üzereyim. Bu işe de nereden bulaştım bilemiyorum, elde edeceğim cihazın sonuçlarını hiç düşünmeden icat yapma hevesimin de kırılmasını istemiyordum. Duygu Transferi gerçekleştiği zaman insanlığa nasıl bir faydası ya da zararı olacak bunu öngöremiyorum ama yalnızlık problemimi bir nebze olsun azaltacak gibi. Şimdiden İsveç, İstanbul, İzmir’deki arkadaşların duygu hal durumlarını akıllı telefonlar üzerinden paylaşıma açabileceğim günü iple çekiyorum, artık onları aradığımda nasıl psikolojik bir durumda iseler aynı duyguları ben de evimden hissedebileceğim. Bu iş için çok çabaladım, fazlasıyla emek verdim. İnsan beynindeki bir anıyı transfer etmek yerine o anının beyne olan etkisini transfer edebilseydik ne olurdu sorusuna yıllarımı vermiştim, bir arkadaşımın bungee jumping yaparkenki heyecanının beyne olan etkisini kopyalayıp başka bir insana transfer edebilmek en kötü ihtimalle benim için çok eğlenceli olacaktı.

Avrupa’dan gelirken yanımda getirdiğim EEG ECG cihazlarının kod belliğine bağladığım cihazıma yazdığım yeni kodların çalışmasından ziyade kafa tası üzerine takılacak çiplerde bir takım sorunlar yaşıyorum. Küçük çaplı heyecanları şimdilik kaydede biliyorum, bir de ağlama duygu durumumu sisteme yükleyebildim, sonra o durumda neler hissettiğimi tekrar yaşayabilmek istediğimde çipler sayesinde aynı hislere ulaşabildim ama cihazın bellediğine bazı zamanda anıların karışmasını engelleyemedim. Öyle istiyorum ki hissiyatını bir başkası ile paylaşmak isteyen kişi bu paylaşım esnasında kendi belleğindeki anıları yanlışlıkla karşı tarafa göndermesin, nedense occipital lob’a taktığım çipte hep aynı hatayı alıyorum, verilerin içine anılar karışıyor, rahat kafayla çip üzerinde biraz çalışma yapabilirsem salt hissiyatı da transfer etmiş olabileceğim. Bu paylaşımların olacağı bir uygulamayı da hazırlamak gerek farkındayım ama o işe odaklanacak vakit bulamadım. Eğer bu cihazı tamamlarsam bir müddet kendi arkadaşlarım arasında kullanıp test etmem de gerekecek, şimdilik başka insanlarla bu icadımı paylaşmak istemiyorum, uygulamasını yapıp insanların kullanımına sokmak doğru olmayabilir.

İnsanların tek tıkla hissiyat paylaşabilecekleri bir cihaz fikri sizi ürkütüyor mu bilmiyorum fakat beni şimdiden çok heyecanlandırıyor.

Korku, nefret, sevgi, aşk, ölüm..

(Birinci Bölüm Sonu)

4 thoughts on “Yansıma

Add yours

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Proudly powered by WordPress | Theme: Baskerville 2 by Anders Noren.

Up ↑